D Vitamini (Kalsiferol) Google

D VİTAMİNİ

Kalsiyum ve metabolizmasını düzenleyen faktörlerden birisidir. Etkisini Paratiroid hormonu ve bezinden salgılanan tirokalsitonin maddesi ile gösterir. Doğada bulunan çok sterol denen maddeler ultaviöle ışınları etkisi ile yapısına etki aktif maddeler haline dönüşürler. İlk olarak tanımlanan D-1 vitamini bu şekildeki steroller karışımıdır ve bu gün için artık anlamsızdır. Dikkate alınıp, incelenen D-2 (Ergokalsiferol) ve D-3(Kolikalsiferol) Vitaminleridir.

D-2 Vitamini bitkisel kökenli olup, en çok yosunlarda ve mantarlarda bulunur. D-3 Vitamini hayvansal kaynaklı ve insan vücudunda bulunur. Güneş ışınları (296-310 mikron ) etkisi ile her iki vitaminde hallerinden ( D-2 ergosterolden ergokalsiferol, D-3 , 7- dehidroksikalsiferolden kolekalsiferol ) aktif şekillerine dönüşürler.

D-3 vitamini , karaciğerde, barsaklarda, kemikte, kaslarda ve böbreklerde depolanabilir. Aktif vitaminin barsaklar, iskelet sistemi, böbrek ve dokusu üzerine etkisi vardır.

D Vitaminin Etkileri
Etkisi hormonlara benzer tarzdadır. Oluştuğu yerden uzaktaki hücreleri etkileyerek paratiroid hormonu ve kalsitonin ile birlikte kalsiyum ve metabolizmasını ayarlar.

  • En önemli etkisi barsaklardan kalsiyum ve emilimini sağlamasıdır.
  • İdrarla kalsiyum ve fosforun atılımını azaltır.
  • Kemikten kana kalsiyum geçişini arttırabilir. Bu etkisini kan kalsiyumu düştüğünde paratiroid hormonu ile birlikte gösterir.
  • ve diş yapısının oluşumuna katkı sağlar.
  • Kalsiyum ve fosforun kan seviyelerini düzenler.
  • Ayrıca , ve kanın pıhtılaşma mekanizmasına etkileri vardır.

bazı yönlerden çimento gibidir. Diyetle ilaç şeklide alınan ve kalsiyum yetersiz olduğunda hiç işe . Bu maddelerin ve diş dokusuna oturabilmeleri ancak varlığında mümkündür. D Vitaminin kandaki kalsiyum seviyesinin düzenlenmesi direk olarak kalsiyumun da etkilerinin düzenlemesini sağlar. Çünkü kalsiyum ileride anlatılacağı üzere vücutta cereyan çok olayda önemli roller alır.

D Vitaminin bu yazılanlardan başka etkileri de vardır fakat bunlar herkesin anlayabileceği tarzda anlatılması mümkün olmayan tibbi konulardır.

Eksikliği
Besinlerle alınmasının ötesinde güneş ışınları etkisiyle de oluşabildiği için, eksiklik oluşumu değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Güneş ışığı ile az temasta olmak (hava kirliliği, bulut, giyim tarzı, pencere camı, deri rengi, yöresel özellikler), barsaklardan emilimi etkileyen sebepler, yaş (ileri yaşlarda hem deriden üretim hem de barsaklardan emilim ile karaciğer fonksiyonlarında azalma olur) gibi nedenler eksikliğin ortaya çıkmasına yol açar. İlk olarak etkilenen kemiklerdir.

  • Çocuklarda Raşitizm denen hastalığa yol açar. (Bu hastalık daha sonra kendi bölümünde detaylı olarak anlatılacaktır.)
  • Erişkinlerde ise osteomalasi hastalığına neden olur. Sıklıkla doğurganlık çağındaki kadınlarda görülür. Özellikle sık doğum ve inanışlar gereği örtünmek suretiyle yeterli güneş ışını alamama nedenleri hastalığın oluşumunu kolaylaştırır.
  • Bebeklerde eksikliğinde sık olarak görülen belirti huzursuzluk, iştahsızlık, dışkı bozuklukları ile emerken ve uyurken kafasında terleme olmasıdır. Bu terlemenin daha başka sebepleri varsa da en sık eksikliğidir.
  • Yatış pozisyonuna bağlı olarak kafatasının şeklinde değişiklikler oluşur.
  • Kaslarında da gevşeklik, güçsüzlük nedeniyle oturmakta, ayağa dikilmekte zorlanırlar.
  • Bebekler için doğal olan bıngıldak denilen kafatasındaki yumuşak bölgeler aylara göre belirli açıklığa sahiptir. Eksikliğinde küçülme ve kapanma gecikir.
  • Kafatasının arka yan bölgelerine parmakla basıldığında masa tenisi topu gibi içeriye doğru esneme oluşur (kraniotabes ).
  • Göğüs kafesini oluşturan kemiklerde , ön yüzde iki sıra halinde, derinin altında tespih dizisi gibi, deri altında oluşan yuvarlak kabarıklıklar meydana gelir.
  • El bileğini oluşturan kemiklerin genişlemesi sonucu, bilek kalınlaşır.
  • Daha sonraları genellikle 1,5 – 2 yaş civarında göğüs kafesinde yassılaşma, öne çıkıklık, bacak kemiklerinde eğrilmeler dikkati çeker.
  • Dişlerin gelişmesi yetersiz ve şekil bozuklukları olur.
  • Tetani denilen adale ılmaları ortaya çıkar.
  • Göz adaleleri ve kulak kemiklerinin etkilenmesi sonucu görme ve duyma bozulur.

Fazlalığı
çok kez vitamin düşkünlüğü nedeniyle fazlalık tabloları oluşur.

  • Kanda kalsiyum düzeyi artar ve buna bağlı olarak da iştahsızlık, bulantı, kusma, idrarın çoğalması, susama hissinin artması, sıklıkla ishal ve arada kabızlık nöbetleri oluşur.
  • Vücudun bazı yerlerine kalsiyum oturması sonucu taş ve kireçlenmeler meydana gelir.
  • Damar sertliği oluşumu hızlanır ve artar.

Gereksinimi
Günlük doz ( 1 mikrogram = 40 Ünite )

Normal bebeklere 400,
Prematürelere 800,
Erişkinlere 1000
Ünite yeterlidir.

Bu miktarlar yeterli güneş ışını alamayanlar içindir. Besinlerin bazılarında doğal olarak bulunabileceği gibi ( yumurta sarısı, tereyağı, balık ciğeri ) bazı besinlere (margarin, hazır mama, bebe bisküvisi ) katılmış olabilir.

doğal kaynakları
Yumurta sarısı, süt ve tereyağı, hayvan karaciğeri (özellikle morina, kalkan, pisi, köpek balığı karaciğeri) . Bitkilerde pek bulunmaz. Hayvansal ürünlerin açısından zenginliği hayvanın ne denli güneş ışınlarına maruz kaldığına göre değişmektedir. Güneş görmeyen, kapalı mekanlarda yetiştirilen hayvanların ürünleri bu yönden fakir kalmaktadır. D vitaminin asıl kaynağı güneştir. Güneş gören insanlar D vitaminini kendileri de sentez edebilir, dışarıdan almak zorunda değildir. Yeterli güneş ışığı alanlarda başka hastalıkları yoksa eksikliği oluşmaz. Bu nedenle bazı tıp adamlarına göre vitamin değil, hormon gibi kabul edilmelidir. Bebeğin sadece yanaklarının yeterli güneş ışını alması, onun ihtiyacını karşılayabilir. Eğer anne yeterli güneş ışını aldığı takdirde sütünden bebeğine yeterli geçer. ısıya dayanıklıdır, kaynatmakla aktivitesini yitirmez.

Yiyecek 100 gr.da Ünite
Balık yağı 8000
Konserve balık 400
Yumurta 60
Tereyağı 30
Karaciğer 10
Et 1 den az

Googledan gelenler

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar...

Sizde Yorum Gönderin